Gerçek hayali;

hayal oyunu;

oyun gerçeği kurar.

O halde oyun, gerçeği bir başka gerçeğe dönüştürme sanatı'dır.

Boş bir fincandan kahve içmemiş kimse var mıdır?

Bu bir oyundur.

Olmayan tepsideki, olmayan fincanlar dağıtılır ve olmayan kahveler içilir. Gerçek olmadığını bilmenin verdiği ciddiyetsizlik ve gerçekleşebileceğini bilmenin verdiği ciddiyet oyunda bir aradadır.

Aynı zamanda öğrenmenin en güzel ve hızlı yoludur.

O kahvenin tadı içeceğimiz tüm gerçek kahvelerin tadından güzeldir. Çünkü tam hayalimizdeki gibidir, hayalimizin kendidir.

O oyunu oynamasaydık, o tadı anlayabilmek için yıllarca, birgün annemizin fincanı dolduracağı günü bekleyecektik.

Oyunculuk; olmayan kahvenin tadını hissettiğimiz an'da gizlidir.

Tiyatro; yaygın yanlış kanıların aksine yalan değildir; gerçeğin yasımasıdır.

Oyuncunun en önemli görevi de insanı, o'ndaki hakikati bulup anlayabilmek ve öz'e yakınlaşabilmektir.

Oyuncu bunları bir disiplin içinde ve yöntemlerle yakalayabilmeye çalışır ve oyuncu olmayan birinden tek farkı sahnede olmasıdır.

 

Her hangi bir şeyi olacağını önceden bilerek, planlı yaptığımız her zaman bir tiyatronun içindeyizdir ve o tiyatronun bir oyuncusuyuz.

Yaptığımız, hayalini kurduğumuz şeyi  uygumaya çalışmaktan ibarettir.

Tüm mesleklerdeki tüm sunumlar birer tiyatro örneğidir.

 

Sanatta hayal etmek, hayali realize etmekle birlikte yürür. Tıpkı hayata da olduğu gibi. Sürekli bir soyut somut geçişkenliği. Hayal ve gerçeğin, soyut ve somutun örtüştürülebilmesi bir beceriyi gerektirir. 

Beceri mistik bir kavram değildir. Bilgi ve bilginin doğru uygulanışı ile oluşur.

Tecrübe ile gelişir.

Yetenek bir sır değildir.

denizkurtulus 2019©